Sayfalar

12 Şubat 2015 Perşembe

Zamane adamı...

Doğdum ağlayarak... Bakındım anlayamadım, muhtaç oldum ve sonunda büyüdüm... Sev dediler, inan dediler, güven dediler, iyilik yap dediler, yalan söyleme dediler... Herkes iyi bir adam olmam için uğraşıyor, herkes beni ordan oraya çekiştiriyordu. Lise üniversite derken iş hayatım başladı. Çalma çırpma, hak yeme dediler. Zamana uy, kuralları sıkı sıkı uygula dediler. Hatta daha da ileri gidip biz ne diyorsak onu yap dediler. Kötü alışkanlıkların ve kötü arkadaşların olmasın dediler. Hep arayıp halimizi sor diye beklediler. Hep istediler ama hiç vermediler. Hep sorguladılar ama hiç açıklamadılar.. Orta yaşa kadar dayandım...

Hayatıma dair en önemli kararları alırken bile kafamı karıştırdılar. Hep beni düşünüyor sanarak aslında kendilerini düşündüler. Vergini öde dediler, kazandığının yarısını ver dediler. Attığın her adımın aldığın her nefesin bedelini öde dediler. Yaşadığım anın bedelini sonuna kadar ödettiler...

Ve en sonunda vazgeçtiler benden. Bıraktılar bir başıma. Artık dilediğin gibi yaşa dediler. Ne yapmak istiyorsan öyle yap diye bıraktılar beni. Aşkı öğretmediler ama yaşamamı istediler. Sevdiğimi anlayamadan geçen zamanın değerini kaybedince anlayabildim. Bıraktılar beni ama anlayamadılar. Giderken enerjimi de alıp gitmişlerdi. Şimdi hiçbişey demeselerde ben olmayan duygularımla başbaşa nasıl adam olurumu düşünüyorum.

Zamansız gelen aşk gibi karıştım. Sonra düşündüm. Hiç sevmedim mi ki diye. Hiç iyi bir adam olmadım mı diye. Hiç mi sevilmedim acaba. Hesapsız, sorgusuz sevdasız yüreğimi bıraktım bir başına... Geçmişime baktım az bir zaman ve sırtlandım yüreğimi. Artık bişey diyemiyorlar ama ben biliyorum birgün yine diyecekler. Yine çıkacaklar karşıma "yapma" diye. Yine isteyecekler benden. Biliyorum işte ne zaman adam olmaya kalksan birileri birşeylerimi çalacak düşünmeden. Uzanacak bedenime, saracak beni. Biliyorum aslolan adam olmak değil adammış gibi yapmak... Çünkü adamlık sadece öldükten sonra bir işe yarıyor... Ölen körün badem gözlü olması misali...


5 yorum:

N'haber Hacı dedi ki...

Hayırdır hangi dağda kurt öldü de sen bloguna yazı girdin müdür ? Hoşgeldin umarım bir daha bu kadar ara vermezsin.
Yazın mailimedüşünce bi düşündüm kim di bu Volkan Deniz diye (Faruk eczanesi..hım Faruk eczanesi...) tarzı;) Neyse ciddiyetimi korkuyayım ki hazır gelmişken seni buralardan kaçırmayayım...

Yazını çok (hatta çok) beğendim eline koluna ve seni buralara düşüren nedene sağlık :) Sen yazmaya ara vermesen mi acaba! Kalemini (klavye) bu kadar iyi kullanabiyorken kesinlikle yazmalısın...

Bir de;bence sevilmişsindir hesapsızca ve sorgusuzca..Sen iyi birisin, sen sevilmeyecen de kaydırık kuyduruk (bunu ben uydurdum) popçular mı sevilecek yani...

İnsanlar karşılarındakini ya kendilerine benzetmeye çalışırlar ya da olamadıkları kendilerini onlarda görmek isterler..insanlar işte garip canlılar..

Tekrar hoş geldin seni buralarda görmek çok güzel; eskiyi hatırlattı ve tebessüm ettirdi bana...

Volkan DENİZ dedi ki...

Dağda kurt ölmedi çünkü zaten ölmüşlerdi. Dağlarda yaşayan tüm hayvanlar yavaş yavaş yok oluyor hatta. Herneyse sanırım konumuz bu değildi. :)
Evet uzun bir ara verdim ve sonra birden döndüm, sayfayı açar açmazda kendi adamlığımı sorgulama ihtiyacı hissettim.
Devam etmek i,sterim ama zaman ayırabilir miyim bilmiyorum. Ki zaten sanıyorum beni okuyup takip eden pek kişi de kalmamış gibi ama olsun takılırız biz bize... :)

N'haber Hacı dedi ki...

Benim yazıları mi ki pes etmeden okuyorlar, senin yazılarını okuyanlar da olacaktır illaki ; iyi yazıyorsun bi de tembel olmasan :p

Adsız dedi ki...

Tam bir yazınız aklıma geldi tekrar okuyayım diyordum ki 12 şubat yazısı çıktı karşıma:) teşekkürler bu güzellik için:)

yolcu dedi ki...

Zaten hep kendimizde olmayan güzellikleri, erdemli davranışları, takvayı...başkalarından bekleriz.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...