Sayfalar

6 Aralık 2012 Perşembe

Peri masalı...

Bir peri masalı bu. Bir ulaşılmazlığın öyküsü. Hatta buruk bir ömürden çıkan aşk heveslisi kişilerin ölümsüz sevdalarının hikayesi. Kavuşamamanın verdiği acıyı duygularıyla boğarak, yaşadıklarını anıya çevirmeyi başarıp, kendilerini kandıranların hikayesi...

Bir kadının ve bir erkeğin değil. İki kişinin hikayesi sadece. Cinsiyetin ve görüntünün anlamsızlaştığı iki kişinin.

Sıcak bir Ağustos akşamında serinlemek için çınar ağacının gölgesinde otururken, gülümsemelerin çakışması ile başlayan bir masal bu. Çakışan gülümsemelerin rüyalarda canlanması ile yeşeren bir aşk hikayesi. Rüyalardan öte geçemeyen, hayallerde hep taze tutulan sevdanın masalı...

Zamansız gelişen ama zamana yenilmeyen. Bir gün bir yerlerde buluşulup kucaklaşma umudunun kaybedilmeden taze tutulduğu ama gerçeklerin hep ağır bastığının hissedildiği bir anın sıcak yansıması.

Karanlık odadan bakarken, pencereden sarkan dallarına kiraz ağacının. Zamanın hızla geçip tekrar yaz mevsiminin gelmesi heyecanlandırmıştı yine o buğulu kara gözlerini. Ama biliyordu ki bu yaz da çabucak geçecek. O her gün, çınar ağacının altında uzanıp kitap okumaya devam edecek ve bir zaman sonra rüyalarda görecekti onu. Ama yaz mevsiminin gelişi en azından çınar gölgesinde uzanmak için bir bahane olacaktı. Beki de sevinip kiraz ağacına tebessümle bakışı sadece bundandı...

Her yıl tekrarlandı bu görüntü o cam kenarında. Ta ki o kiraz ağacı kuruyana kadar. Geçen yıllar gözlerindeki heyecanı azaltmamış ama alevini söndürmüştü. Artık çınar ağacına gidecek bir takadi de kalmamıştı. Yine tebessümle bakıyordu, yine anlamlı duruyordu hayata karşı ve hala yaşatıyordu içinde bir köşede aşkını. Bildiği beklediği bir duygu vardı onu sağlam tutan. Aşkın kavuşmamak demek olduğunu anlamıştı. Aşkını yaşayarak yaşlanmanın huzuru bile onu mutlu ediyordu... Kimseye bir şey anlatmadığı gibi kimsenin de anlamasını beklemiyordu.

Geçti gitti yıllar.
Gidemedi... Bırakamadı çınar ağacını. Yazın gölgesinde kışın görüntüsünde huzur buldu.
Ölemedi... Kavuşamadan ayrılmanın hüznünü yaşadı.
Bilemedi... Aşkın nerede başlayıp nerede bittiğini.

...


20 yorum:

kahve telvesi dedi ki...

Bazen....kavuşunca bitecek aşkın hüsranını yaşamaktansa, hafızada, kalpte "peri masalı" olarak kalması daha güzel değil midir ? Önemli olan, bu güzel duyguyla tanışmış olmak değil midir ?

Volkan DENİZ dedi ki...

Belkide hiç tanışmamış olmak mı?

N'haber Haci dedi ki...

İçine dalmaktan kaçarken içinde bulmak da var kendini...Varlığına inanmıyorken içinde dolanıyor olmak da enteresan bir şey!..

Ve sonu yok diye de biliyorum ve bana da mantıklı geliyor bu.Gerçi varlığından şüphe ederken bitişinin olmadığını düşündüğüme göre ben de pek akıllı sayılmam ;)Bitişinin olmadığını anlıyorum da ben asıl başlangıcını anlayamıyorum ne oluyor da başlıyor aşk hiç aklım almıyor işte..O ilk adım ne ki insanı içine çekiyor ?

Zor konu ama güzel bir öykü (masal mıydı yoksa)Devamı gelecek mi ? Gelsin isteriz de :)

Saygılar Haci ;)

Volkan DENİZ dedi ki...

Sonu olmayan bir şeyin nasıl başladığının ne önemi var ki.
Ama bilinen bir tek şey var her kesin hüzünle yaşadığı.

Dedim ya bu bir masal
ikinci bölümünde karşı tarafın hüznü var :)
Aşk işte hüzünden başka ne verir ki :)

kahve telvesi dedi ki...

Bazı şeyler, bedeli ne kadar ağır olursa olsun yaşanmalı bence... hem " acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksik " olduğu gibi, acı yaşamamış insan da, olgunlaşmamıştır ...

Volkan DENİZ dedi ki...

Acı bazen olgunlaştırıken tadını da bozar be :)
Ama yaşanmalı haklısın. Yaşanırken hayatı ve duyguları paylaşmak şartı ile.

N'haber Haci dedi ki...

Hüzün de güzel demişti biri.İçinde sevgi barındıran her şey güzel olduğuna göre aşk için hüzün de güzeldir heralde....

Volkan DENİZ dedi ki...

İçinde duygu olan her şey güzeldir. Ama o duyguyu yaşataan da duygusal bakabiliyorsa :)

kahve telvesi dedi ki...

Ya Nutukçu bırak karşılıklılık ilkesini :) Karşı tarafın duyguları O'nu ilgilendirir. O duygusal bakmıyorsa vaz mı geçeceksin. O zaman duygularında samimi olmazsın ki ..

Volkan DENİZ dedi ki...

Herhangi bir ilkeyi tutturduğum falan yok. Sadece duygusal yalnızlık olmasın diyorum. Ama sen illaki tek başına yaşayıp hüznü ile mutlu olmalı ve aşk acısının tadını anlamaya çalışmalı diyorsan ne diyebilirim ki. "karşılıksız olan hiç bir şey karşılıklı olandan çok daha derin ve sonsuz olamaz" demekten başka..

Hem duygularda samimi olmak için bir karşılığa gereksinim olmazmı. Yoksa kime karşı samimiyetten bahsediyoruz.. :)

Adsız dedi ki...

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?

Aşk vefadır,sabırdır,saygıdır.Arkadaş ve tek taraflıdır

Volkan DENİZ dedi ki...

Anlaşıldı aşk demek tek taraflı hüzün demek olacak illaki :)

İşte bundan mevcut aşk hikayelerinin hepsinde ıstıraptan başka bişey olamıyor. Kavuşunca da aşk bitiyor. Öyleyse aşka düşmek istemenin anlamı ne ola ki?? :)

Bu masalın devamı olacak elbet...

Adsız dedi ki...

Olsun devamını bekleriz :)Vefa, Saygı,ve en önemlisi Sabır;hüzün olurmu hiç,bu saydıklarımı sevgiyle isteyerek yapacaksın :)ozaman hem kendin mutlu oluyorsun hemde evindekiler.zaten evinde mutlu olamayanlar disarda da mutlu olamıyorlar.bu dediklerim oldumu Aşk güzeldir.İllede bir taraf vefa göstermeli.Mutluluk yoksa olmuyor ve başka,başka yerlerde de aranmamalı,Sence mutluluk nasıl olur anlatırmısın?? :)

Pabuc dedi ki...

Hikayenin devamını bekleyenlerdenim ben..Umarım uzun sürmez yayımlanlası..

Saygılar...

Volkan DENİZ dedi ki...

Bana mutluluğun nasıl olduğunu sormuşsunuz...

Mutluluk fark edebilmektir bakan güzel gözleri.
Mutluluk görebilmektir renkleri
Mutluluk hissedebilmektir kalp atışlarını.
Ve mutluluk bilmektir yaşadıklarına bir anlam katarak tebessüm etmeyi...

Resmini de çizeyim ister misin :)

kahve telvesi dedi ki...

Yok yok, ille acısını görmeli, hüznünü yaşamalı diye bir derdim yok...elbette karşılıklı olması çok güzel, tadından yenmez :) ama en kötü duruma hazırlıklı olmalı diyorum.... beklenti içine girmemeli..duygular karşıya göre ayarlanmamalı diyorum..ama samimiyet için karşılık görmek şart değil diyorum hala :)

Volkan DENİZ dedi ki...

Aşka hazırlanıp hazırlıklı bakmak ta farklı bir bakış doğrusu :)Duygusal işlerde beklentiye girmek daha da başka..

Samimiyetin karşılıksız olmasını epey bir düşünmem gerekiyor sanırım :)


Sevgili kahve telvesi anlıyorum seni. Sen aşkın en güzel tarafının yarattığı yoğun duygusallıktan oluşan ıstırap olduğunu düşünüyorsun. Ama aşkın nasıl bir şey olduğunu anlayabilmek için aşka düşmek gerektiğini ikimizde biliyorsak o zaman tahmin üzerinden boğuşmayalım mesele ile.
Aşk güzeldir diyelim şimdilik. En azından yaşayana kadar. :)

güLL dedi ki...

ben çok sevdim bu hikayeyi:)

N.Narda dedi ki...

Hatta buruk bir ömürden çıkan aşk heveslisi kişilerin...

güzel bir cümle bu...

bir de bu:
Çakışan gülümsemelerin rüyalarda canlanması ile yeşeren bir aşk hikayesi.
ama doğu tipi melankolik aşklara hayır :pp Batı tipi de olmasın. Melez olsun :p

isimsizz dedi ki...

varmıdır yokmudur diye bogşmadan duygularımızın serbest bırakıldıgı anda istem dışı olan bir duygudur aşk.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...