Sayfalar

7 Temmuz 2011 Perşembe

Istakoz gibi... Çığlık çığlığa...

Birşeyler oluyor. Herkese.. İyi değiller. Etrafımdakiler de, tanıdıklarım da, yanından geçtiklerim de. Bir megapolde yaşıyorum. Bir deryanın ortasındaki ıstakoz gibi. Istakoz gibi çünkü, ıstakozlar hem suda hem de karada yaşarlar. Sadece kıskaçlarıyla yakaladıkları onlar için bir şeyler ifade eder.. Canlı canlı kaynar suya atıldıklarında çığlık çığlığa ölürler. O çığlığı duyanlar biraz sonraki yemekten başka bir şey olarak duymazlar onları. Neden canlı pişirilirler. Çünkü ölmemeliler. Eğer ölürlerse kabuğunun altındaki bakteriler hemen hareketlenip zararlı toksin üretir ve bu toksinler yiyenleri zehirler..  Bu sebeple kaynar suya atılarak ölmelilerki o bakteriler de ölsün. Canlıyken oluşan bakteriler, ıstakozlar hayattayken bir silah olmuyor da ölünce ancak işe yarıyor. Tıpkı öldükten sonra değeri bilinen binlerce sanatçı, ressam, bilim adamı gibi.. Istakozlarda beyin yok, acı hissetmiyorlar. O çığlıklar acıdan değil.. Ters giden birşeyler olduğundan.. Takıldım ıstakoza.. Dedim ya, yaşıyoruz Istakoz gibi...

Pusudayız bir kaya dibinde, yatıyoruz kimse fark etmemişse. Başkalarının çığlığına dönüp de bakmıyoruz. Kaynar suya düşünce bağırıyoruz ama nafile.. Beynimizi uyuşturmuşlar, ayıp olmasın diye bağırıyoruz. Yoksa pekde umurumuzda değil olacaklar.

Ama arkadaş olmuyor ki. nasıl başlarsam başlayayım konu bir şekilde Aziz Nesin hesabı bambaşka yerlerde insanlarımı sorgulayıp yargılayan bir şekle doğru gidiyor. Nedir ki benim derdim. Durduramıyorum içimdeki asi adamı. durduramıyorum içimden gürleyerek gelen çoşkulu isyanlarımı. Ama gülümsüyorum. başka başka bakıyorum etrafıma. Biraz olsun huzurlu, anlayışlı bir hayat için. Huzurlu, anlayışlı insanlar arıyorum. Bulamayınca da oluyorum işte böyle.. Kızmayın bana ama ben böyle olsun istemedim. Bir şeyler oluyor herkese. Bir şeyler ters gidiyor. Kızgın sulardamıyız acaba. Biri dürtse de kendimize gelsek..


Sevmeyi, sevilmeyi, paylaşmayı, gülmeyi, başarmayı seviyoruz... Sevdiğimizi sanarak, sevilmeyi bekliyoruz. Paylaşmak için bir sebep arıyoruz. Gülmek için başarmayı bekliyoruz. Birileri gelsin çeksin kurtarsın istiyoruz. Sonra da uzatılan ellere bakıyoruz öylece.

Hadi be. Başlayalım en baştan. Bir müzik, biraz karpuz, bir dilimde beyaz peynir. Hafiften esen rüzgar, kıyıya vuran dalga sesleri.. Olmasa da varmış farz ederek. Görmesek de görüyormuşcasına. Gülümseyerek bakalım en uzak ufuk çizgisine. Bulutlara anlam yükleyerek. Oynayalım hayatın bize getireceği sonraki günleri düşünmeyerek, gülelim hayatın bize yaşattığı geçmişi düşünerek. Çekelim içimize, en derin köşemize kadar soluduğumuz havayı. Sonra da sıçrayalım kaynar su dolu tencereden. Atılalım yeniden yeniliklere. Yarım yaralı, yarım heyacanlı ama yeni bir başlangıçtaki gibi heyecanlı... Gülelim be hayatın kısa olduğunu anlayan bir derviş gibi.. Yaşayalım be hayatın aslında bir oyun olduğunu hisseden bir eren gibi.
Hadi be hadi... dalalım bir köşesinden yine yeniden... Yaşayalım çığlık çığlığa ama pişmeyelim... Öldükten sonra boşalsın zehrimiz. Yaşarken zehirlemeyelim etrafımzı...

12 yorum:

ihyaca dedi ki...

Sevgili Volkan,
Keşke hayatta her şey son paragraftaki kadar kolay olabilse.Ama haklısın yılmamak lazım,düşmeyi bilmeyen kalkmayı öğrenemezmiş ya o hesap..
Kalemine sağlık :)

Volkan DENİZ dedi ki...

Sevgili İhyaca,
İnan çok kolay hemde düşünemediğimiz kadar. Ama olmuyor çünkü farkında değiliz. Herşeyi zorlaştıran da biziz, şikayetçi olanda. Her durumu kabullenen de biziz isyan eden de. Kısacası hayatı kendimize ve etrafımızdakilere zehir edende biziz gül bahçesine çeviren de. Bu durumda zor olan her şeyi biz zorlaştırıyoruz hemde sorgusuz sualsiz.. Oysa herşey aslında o kadar kolayki, hadi başlayalım diyerek ilk adımdan sonrası gelir zaten..
Sevgiler, teşekkürler..

Ρɑɓuç dedi ki...

Sürekli uzun yorumlar yazıp can sıkmak da istemiyorum ama;

Pusudayız bir kaya dibinde, yatıyoruz kimse fark etmemişse. Başkalarının çığlığına dönüp de bakmıyoruz. Kaynar suya düşünce bağırıyoruz ama nafile.. Beynimizi uyuşturmuşlar, ayıp olmasın diye bağırıyoruz. Yoksa pekde umurumuzda değil olacaklar.'' öyle güzel ifade etmişsin kiiii ...harika..

Bencillik artık vazgeçilmezimiz...

Bir ikincisi de ne kadar neşeli pozştif biri olursanız olun birileri el birliğiyle sizi yıldırmak için çalışıyor sanki!! Benzemeyecem kimseye beni bende öldürmelerine de izin vermeyecem varlık sebeplerimden tavizlerde vermeyecem desem binlerce defa değişime uğramama engel olabilir miyim! bu gücü nasıl güçlendirebilirim bunun da cevabını yazarmısın ,cevaba ihtiyaçları olanlar için...

Sevgi ve dua ile...

Gelibolu17 dedi ki...

En acı gerçekleri gözümüzün önüne sermişsin yine kendi dilince sevgili Volkan Deniz,yüreğine sağlık diyorum :)
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın duygusuyla yaşıyoruz,başkalarının dertleri umurumuzda olmuyor,taki o yılan bizide sokana kadar,,,sadece başımıza kötü bir durum geldiğinde sızlanıyoruz,niye ben diye söylenmeye başlıyoruz,oysa her şey yolundayken,hayatımız dosdoğru yolunda ilerlerken niye ben demiyoruz,niye tüm bu güzellikler bende demiyoruz,,,işte bu yüzdendirki,etrafımızdaki acı olaylara sağır,dilsiz,körken olgunlaşamıyoruz,hala hamız pişmeyi bekliyoruz,ama bir türlü pişmeyi bile beceremiyoruz,,,oysaki acı ve elem verici şeyler insanların olgunlaşmasına vesiledir,büyük insan olmanın yolu çile çekmekten geçer,anlayabilene....

Sürekli,sızlanan,olur olmaz herşeyden şikayet eden insanlar vardır,hiç bir derdi tasası yokken kafasında türlü senaryolar yazıp kendine sanal dertler bulur,kendine ve etrafındakilere hayatı zindan eder,hastalansa hastalığını çanta gibi kolunda taşır,,,bir bilse gerçek mutluluğun kendi içinde gizli olduğunu,şöyle bir elini atıp yüreğini yoklasa,yüreğinin en derininde sıkışıp kalmış olan güzelliklerin farkına varabilse,her şey daha güzel olacak...

Biraz uzattım ama inanki içimden geldi,yazın bana bunları yazdırdı,
karpuzumu yedim,peynirde ezine peyniri olsa gerek çok güzeldi,dalga sesleri,kuş sesleri ruhumu dinlendirdi,müzik sesi biraz daha açarsan iyi olacak :)iyot kokusunuda çektimmiydi ciğerlerimin en ücra köşesine kadar,,,,teşekkürler hayırlı cumalar,sevgiyle kalın :)

BuRCu dedi ki...

Yaş olarak senden küçüğüm büyük ihtimal, bu yüzden söylediğim belki de garip gelecek. Ben yazdığın gibi yaşamayı öğreneli çok oldu. Üstteki yorumunda da dediğin gibi zor olmadığı konusunda katılıyorum düşüncene.

Ne gülmek için bir şey başarabilmiş olmayı ne sevdiğimi sanarak sevilmeyi ne de birinin el uzatmasını bekliyorum. Yeniden ve yine; hatta yine tekrar tekrar yeniden yeniliklere atılma heyecanıyla yaşamaya devam ediyorum.

Eğer biz bir ıstakoz isek kaynar suyun bizi öldürmesine izin vermeyelim. O kadar haklısın ki...

Sevgiler Volkan, yeni yeni heyecanlarına :)

Gelibolu17 dedi ki...

Mimledim seni haberin olsun,görmeye beklerim...Cevabını bekliyor olacağım,selamlar :)

Volkan DENİZ dedi ki...

Pabuç,
Yazdığın yorumların uzun yada kısa olması benim canımı sıkmaz. Sıkılanlar olursa okumaz zaten. İçini rahat tut. Burası bizim...
Bencillik konusu sanırım bu yüzyılın hastalığı olacak. Ancak ortam ve şartlara bakınca da sanki başka bir seçenek kalmıyor gibi.
Bazen her şeyden uzaklaşıp dağ başında bir yerlerde soğan, domates yetiştirip, inek koyun besleyerek yaşayası geliyor insanın...
Ya da olmadı dertleşiriz işte buralarda.. Bu bile birşey sanki..
Sevgilerle, teşekkürler..
Kendine çok iyi bak ama.. :)

Volkan DENİZ dedi ki...

Gelibolu,
Bunları benim yazım yüzünden yazmadın. O kadar çoklarki bu tip insanlar. Hepimiz için çok sıkıntı yaratabiliyorlar. Ben kapıyı hafif araladım sadece..
Ne güzel söylemişsin. Herkesin asıl mutluluğunun kendi içinde bir köşede gizli olduğunu söyleyerek. Ama olmazki o mutluluk çıkmamalı. Birileri hep mutsuz olmalı, birileri hep kaybetmeli. Sürülerde de en zayıflar olmalı. Olmalı ki, avcı hayvanlar için av olsun. Böylece de yaşam devam etsin.
Sevgiler ve çok teşekkürler.. :)
Mimimi almaya gelicem hemen.. :)

Volkan DENİZ dedi ki...

Burcu;
Sen giderken ben geliyodum diyosun yani :) Eyvallah...
Yaş konusunu kafana takma benden büyük ya da küçük olman söylemek istediklerin konusunda seni sınırlayamaz. İstediğin gibi değerlendirebilirsin :)
Ancak şöyle bir konuya açıklık getirmek istiyorum..
Bu yazıyı ben diliyle yazmış olmam, sadece benim yaşadıklarımı anlattığım anlamına gelmiyor. Buradaki ben hepimiziz aslında. Gördüğüm ve de yaşadığım biziz yani.. Senin tekrar tekrar yeniliklere atılma heyecanını yazı dilinden anlıyorum ve de takdir ediyorum. Hep öyle kal..
Sevgilerle..

BuRCu dedi ki...

:) Öyle bir şey diyemem, haddim değil. Sadece hak verdiğimi göstermek için örnek vererek anlatmayı seçtim.

Getirdiğin açıklık konusunda; sadece kendini yazmadığını fark ediyorum. Bazı yazılarda ben de öyle yapıyorum. Yorumumda bahsettiğim 'biz' de hepimiz idi.

Teşekkür ederim, iyi geceler.

Volkan DENİZ dedi ki...

Hak verdiğini anlayarak bende sana haklısın dedim zaten.. :) Kendi üslubumla..
Biz birbirimiz anlıyoruz.. diye düşünüyorum.. :)
Teşekkürler, iyi geceler...

N.Narda dedi ki...

GÜZEL YAZIYMIŞ BU BE:)
(ISTAKOZ OLAYI DA CUK OTURMUŞ)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...