Sayfalar

25 Nisan 2011 Pazartesi

Uzayda hayat yok. Dünyamızı yaşanacak hale getirelim yeter..

Tam 10 dakikadır bir resme bakıyorum. Büyütüyorum, eviriyorum, çeviriyorum, yakınlaşıp uzaklaşıyorum ve öylece bakıyorum. Kimi zaman hayranlık duyuyorum, kimi zaman ürperiyorum ama genelde burkularak, hüzünlenerek bakıyorum. Dalıyorum yaşanmışlıklara, yıpranmışlıklara… Yok olup giden milletleri, kaybolan insanları, geçip giden zamanın anlamsızlığını düşünüyorum. Benim gördüğüm şekliyle bu resmi görmek için yapılan fedakarlıkları, harcanan ucu açık paraları, insanların emeklerini, fedakarlıklarını, çılgınlıklarını hayal ediyorum. Sonra bu görüntüyü ilk gören insanı düşünüyorum. Kendimi onun yerine koyup o hissi anlamaya çalışıyorum.. Heyecanlanıyorum.. Öylece kalıyorum.. Büyüleyici görüntüsünü uzaklardan, binlerce kilometre uzaktan görebilme şansı olan bir başka varlık düşünüyorum. Onun düşüncelerine giriyorum. Mutlaka ulaşmak isterdim, en azından bir göz atardım diyorum bu göz alıcı mavi gezegene.. Sonra da kendimi camgöz bir uzaylı gibi görüp gülüyorum halime. Sıyrılıyorum tüm duygularımdan..

Başka bir resme bakıyorum şimdi. İlk aya inen adamın fotoğrafına Neil’in fotoğrafına. Yakın arkadaşım gibi oldu ama olsun. İkimizde dünyalıyız ne de olsa.. Sonra Houston’u görüyorum. Filmlerde sürekli panik halinde kulaklıkla yaşayan adamların resmine bakıp gülüyorum. “Adamları gönderin uzayın derinliklerine sonrada bağlantı peşinde koşun..” diye söyleniyorum.. Apollo ve Sputnik ismini bana ezberlettikleri için kızıyorum. Ruslara da Amerikalılarada.

Sonra o devasa uzay aracının, inanılmaz gürültüyle ve milyon tane aracın egsozundan çıkabilecek bir dumanla havalanışını hatırlıyorum. İşte burada kalıyorum birden. çünkü bu kalkışın sadece Houston’dan değil Ankara’dan ya da Konya ovasından yapıldığını düşünüyorum. Yada teknoloji geliştikçe her mahallenin uzaya bir araç gönderdiğini düşünüyorum. hakkatten tırsıyorum. Hani uçan araçlar misali. olmayacak iş değil.. Şu an itibari ile girilmeyen, gözetlenmeyen bir yanımız kalmadığından, dinlenmeyen hiç bir muabbetimiz olamadığından gelecekte bu işin sonunun nerelere varacağını düşünüp kalıyorum. Tırsmam tastamam ondan..

Kirletilen atmosferde çığlık atan oksijen partiküllerini düşünürken bir an için nefessiz kalıyorum..

Tamam uzayları keşfettik, uzaydan dünyamızın resmini de çektik ama artık burada duralım. Yoksa resmi çekilecek bir yerimiz kalmayacak. Uzaya açılalım, başka gezegenler bulalım, aya üs kuralım Mars’ta da yaşayalım derken. Asıl tapulu evimizden olacağız. Atmosferi darmadağınık ettik. Dünyanın dengesini öyle bozdukki, birdaha dengeye girermi bilinmez. Hepsi tamamdı. bak ne güzel anladık dünya yuvarlak, güneş sistemi içindeyiz. Enerjiyi güneşten alan bir gezegende yaşıyoruz. Ama daha fazlasını istemeyin. Siz daha fazlasına ulaşmak istedikçe, dünyayı yörüngeden çıkaracak, karanlıklara yuvarlayacaksınız. Medeni olun dedik, Andromeda galaksisine kadar gidin demedik. Hem uzaylı varmı yokmu onuda merak etmeyin artık. Ne uğraşıyorsunuz, bırakın onlar merak etsin gelsinler. Hadi diyelim uzayda hayat var. O zaman ne olacak?? Ali Ağaoğlu oralara residance mı yaptıracak. Yada oaralarda dünya manzaralı odalarda tatilmi yapılacak..Dünyanın işini bitirdik, yaşanacak hal kalmadı. Şimdide uzaydakilerimi tüketmek niyatindesiniz.

Girilmemiş orman, ellenmemiş doğal alan, kirletilmemiş deniz bırakmayın dünyada. Sonrada çıkın uzaylara yer bakın. Tüm kainatı yerle bir etmeye çabalayın durun asırlar boyu. Dünya 100 yıl öncesine kadar tertemizdi. Atmosferi pırıl pırıldı, ne bir yamaya ihtiyacı vardı, nede eriyen buzulları. Ama teknoloji geliştikçe merak arttı. Hırs sardı insanları, tüm dünya benim olsun istediler. Atomu parçaladılar ve o gün kirlettikleri yerde hala ot bitmiyor. Sonra gelişen teknoleoji ile beraber medeni!! toplumlar dünyada bizimle birlikte yaşamak istemediler ver elini Mars demeye başladılar. Galaksiler arası takılmak istediler.. Yemezler… Önce çöplüğe çevirdiğiniz dünyamızı tekrar eski haline çevirin ondan sonra da defolun gidin zaten. Ama oralarda karşılaşacaklarınız bakalım size bizim kadar katlanacaklarmı. saygıdeğer medeniler…

Ben kendimi hep şanslı saymışımdır. Türkiye’de yaşıyor olmaktan. Hemen hemen bütün bölgelerini gördüm. Karadeniz bir cennet.. Akdeniz bambaşka bir dünya. Doğu ve Güneydoğu, kültür fışkıran tarih fışkıran bölgeler.. Ege zaten anlatmaya ne gerek var yaz boyu hemen her akşam görüyorsunuz. (Tabii ben Bodrum barlarından bahsetmiyorum sadece.. :) Oralar şimdi konumuzla alakalı değil. sonra gelirim oralara, yaza doğru..) Ama kahroluyorum Karadeniz’imin ormanlarını yok etme adına yapılan çalışmaları gördükçe. Kahroluyorum memleketimin değerlerine sahip çıkılmayıp, bu işi ejnebilere bıraktıklarını gördükçe.. Ama hepsinden önce dünyalıyım bende. Kendi ülkemi korusam da arkadan tükenen dünya ile bende yok olup gitmeyecekmiyim..

Yani diyorum kii.. Bırakın uzaylıları uzayın derinliklerini. Çözdük gizemini bir yere kadar dahasını çözmek işi karmaşıklaştıracak. Gelin biz dünyamıza, evimize dönelim, kurtarıp temizleyelim. Başlayalım bir yerlerinden.. Yoksa uzaklara gittiğinizde, sıkılırsanız bir gün.. dönecek bir yeriniz olmayacak…

Uzayda hayat ta yok uzaylıda.. Aranmayın. Oralarla uğraşırken, gönderdiğiniz her uzay aracının yarattığı kirlilik boğacak dünyayı. Boşa para harcamayın. O paralarla dünyayı kurtarın.. Hadi dönün evinize hadi... akşam oldu…

4 yorum:

kamikaze dedi ki...

Sonuna kadar katıldığım harika bir yazı olmuş.elinize sağlık.ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi dünyanın durumu.

Volkan DENİZ dedi ki...

kamikaze;
çok teşekkür ederim güzel yaklaşımınız için.
gelecek bir gün gelecek ve biz bu günleride gözlerimiz dolu dolu hatırlayacağız. Nostaljik duygular gelişen teknolojiye rağmen her geçen gün daha çok güç kazanıyorsa. Gelişmişliğe biraz hız kes demeli diye düşündüm..

Adsız dedi ki...

Dünyaya verdiğimiz zarar konusunda söylediğiniz her şeye katılıyorum, ama onun dışındakiler biraz ufkunuzun dar olduğunu gösteriyor kusura bakmayın. Yani öyle bir anlatmışsınız ki sanki uzaya gönderilen roketler olmasa dünyadaki kirlilik sona erecek, ve sanki evrenin geri kalanı insanlığı ve gezegenimizi ilgilendirmiyor. Lütfen insanların yaptığı hataların faturasını doğayı kendi çıkarları için kirletip kötüye kullananlara keselim, merak ve keşif duygusuna değil.

Volkan DENİZ dedi ki...

Saygıdeğer geniş bakış açısına sahip adsız arkadaşım keşke ufkun geniş olduğu kadar okuduğunu da anlayabilecek bir bakış açın olaydı. Çünkü ben insanların yaptıkları hataların faturasını bu yapılan tüm işleri kendi çıkarları doğrultusunda yapanlara çıkarma adına yazdım bu yazıyı. Yani dedimki: Uzaya çıkın, keşif yapın ne istiyorsanız yapın yapın da biraz da kirlettiğiniz dünyayı kurtarma adına çalışın. Uzaya gönderilen roketler değil bilinçsizce bu işi bir yarış havasına sokan o roketlerin sahiplerine laf söylemeye çalıştım ama işte dar bakınca yeterince anlatamamış oldum haklısın...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...