Başka bir resme bakıyorum şimdi. İlk aya inen adamın fotoğrafına Neil’in fotoğrafına. Yakın arkadaşım gibi oldu ama olsun. İkimizde dünyalıyız ne de olsa.. Sonra Houston’u görüyorum. Filmlerde sürekli panik halinde kulaklıkla yaşayan adamların resmine bakıp gülüyorum. “Adamları gönderin uzayın derinliklerine sonrada bağlantı peşinde koşun..” diye söyleniyorum.. Apollo ve Sputnik ismini bana ezberlettikleri için kızıyorum. Ruslara da Amerikalılarada.

Sonra o devasa uzay aracının, inanılmaz gürültüyle ve milyon tane aracın egsozundan çıkabilecek bir dumanla havalanışını hatırlıyorum. İşte burada kalıyorum birden. çünkü bu kalkışın sadece Houston’dan değil Ankara’dan ya da Konya ovasından yapıldığını düşünüyorum. Yada teknoloji geliştikçe her mahallenin uzaya bir araç gönderdiğini düşünüyorum. hakkatten tırsıyorum. Hani uçan araçlar misali. olmayacak iş değil.. Şu an itibari ile girilmeyen, gözetlenmeyen bir yanımız kalmadığından, dinlenmeyen hiç bir muabbetimiz olamadığından gelecekte bu işin sonunun nerelere varacağını düşünüp kalıyorum. Tırsmam tastamam ondan..
Kirletilen atmosferde çığlık atan oksijen partiküllerini düşünürken bir an için nefessiz kalıyorum..
Tamam uzayları keşfettik, uzaydan dünyamızın resmini de çektik ama artık burada duralım. Yoksa resmi çekilecek bir yerimiz kalmayacak. Uzaya açılalım, başka gezegenler bulalım, aya üs kuralım Mars’ta da yaşayalım derken. Asıl tapulu evimizden olacağız. Atmosferi darmadağınık ettik. Dünyanın dengesini öyle bozdukki, birdaha dengeye girermi bilinmez. Hepsi tamamdı. bak ne güzel anladık dünya yuvarlak, güneş sistemi içindeyiz. Enerjiyi güneşten alan bir gezegende yaşıyoruz. Ama daha fazlasını istemeyin. Siz daha fazlasına ulaşmak istedikçe, dünyayı yörüngeden çıkaracak, karanlıklara yuvarlayacaksınız. Medeni olun dedik, Andromeda galaksisine kadar gidin demedik. Hem uzaylı varmı yokmu onuda merak etmeyin artık. Ne uğraşıyorsunuz, bırakın onlar merak etsin gelsinler. Hadi diyelim uzayda hayat var. O zaman ne olacak?? Ali Ağaoğlu oralara residance mı yaptıracak. Yada oaralarda dünya manzaralı odalarda tatilmi yapılacak..Dünyanın işini bitirdik, yaşanacak hal kalmadı. Şimdide uzaydakilerimi tüketmek niyatindesiniz.
Girilmemiş orman, ellenmemiş doğal alan, kirletilmemiş deniz bırakmayın dünyada. Sonrada çıkın uzaylara yer bakın. Tüm kainatı yerle bir etmeye çabalayın durun asırlar boyu. Dünya 100 yıl öncesine kadar tertemizdi. Atmosferi pırıl pırıldı, ne bir yamaya ihtiyacı vardı, nede eriyen buzulları. Ama teknoloji geliştikçe merak arttı. Hırs sardı insanları, tüm dünya benim olsun istediler. Atomu parçaladılar ve o gün kirlettikleri yerde hala ot bitmiyor. Sonra gelişen teknoleoji ile beraber medeni!! toplumlar dünyada bizimle birlikte yaşamak istemediler ver elini Mars demeye başladılar. Galaksiler arası takılmak istediler.. Yemezler… Önce çöplüğe çevirdiğiniz dünyamızı tekrar eski haline çevirin ondan sonra da defolun gidin zaten. Ama oralarda karşılaşacaklarınız bakalım size bizim kadar katlanacaklarmı. saygıdeğer medeniler…
Ben kendimi hep şanslı saymışımdır. Türkiye’de yaşıyor olmaktan. Hemen hemen bütün bölgelerini gördüm. Karadeniz bir cennet.. Akdeniz bambaşka bir dünya. Doğu ve Güneydoğu, kültür fışkıran tarih fışkıran bölgeler.. Ege zaten anlatmaya ne gerek var yaz boyu hemen her akşam görüyorsunuz. (Tabii ben Bodrum barlarından bahsetmiyorum sadece..
Yani diyorum kii.. Bırakın uzaylıları uzayın derinliklerini. Çözdük gizemini bir yere kadar dahasını çözmek işi karmaşıklaştıracak. Gelin biz dünyamıza, evimize dönelim, kurtarıp temizleyelim. Başlayalım bir yerlerinden.. Yoksa uzaklara gittiğinizde, sıkılırsanız bir gün.. dönecek bir yeriniz olmayacak…
Uzayda hayat ta yok uzaylıda.. Aranmayın. Oralarla uğraşırken, gönderdiğiniz her uzay aracının yarattığı kirlilik boğacak dünyayı. Boşa para harcamayın. O paralarla dünyayı kurtarın.. Hadi dönün evinize hadi... akşam oldu…

