Sayfalar

11 Ağustos 2011 Perşembe

Hiç olduk...

Nihat Doğan çivi gibi çaktı beynimize. Zor şartlarla mücadele etmeyi öğretti, solucanların gözlerinden (olmayan gözlerinden) anlamlar çıkardı. Surviver olduk hep birlikte. Açlık ne demekmiş anladık! Açlıkla mücadele eden insanın, daha da hırslanması gerektiğini, dedikodunun dibine vurduğunu anladık. Açlığın aslında söylendiği gibi olmadığını, aç kalan birinin gerekirse en zor! yarışmaları bile kazanacağını gördük. Aç kalanların aslında dudaklarının çatlamadığını, yüzlerinin solmadığını, dillerinin sarkmadığını gördük. Hatta aç kalarak gerçekten kilo alındığını gördük. Tuzlu suyla yıkanıldığını, tatlı suya hiç ihtiyaç olmadığını gördük. Tüm ülke hep birlikte Nihat Doğan olduk... Yazık olduk, salak olduk, olduk da olduk.

Yeteneklerimizi sorguladık. Taklit yapanı baştacı yapıp ayakta alkışladık. Sonra hadi maymun ol dedik. olmam diyince. Hadi ordan deyip unuttuk yeteneğini de kendini de.

Milyonlara ulaşmayı, çok kolay sandık. Üç soruya cevap vererek zengin oluruz sandık. ucunu gösterip, topunu aldılar avucumuzdan bi halt anlamadık.

Hadi eller havaya diyerek hoppidik hoppidik dansçı olduk. Hele Huysuz'la olanında bi acaip eğlendik.

Kendine jüri diyen bir grubun karşısında ezilen gençleri gördük. Ağlaya ağlaya hakarete uğrayarak, kazanamadıklarını açıkladıklarını görünce. Kazananların ne kazanacağını sorguladık ama sonunu bildiğimizden çokda üstünde durmadık. Kazananlara sevinemeden üzüldük. jüri üyelerine kızdık sarıldık cep telefonlarına sms yollayıp durduk.

Bütün bu yarışmaların aslında para kazanmak için yapılan bir kurgu olduğunu anlayamadık. Umut dolu gözlerle yarışmaya katılanların gerçekten kazandığını sandık. Oysa bilemedik hep beraber kaybetmeye başladığımızı...

Oyalandık durduk. Göremedik olanı da olacakları da. Bilemedik gidenin değerini de gelenin nasıl geldiğini de.
Anlayamadık sırtımızdan geçinenlerin bizden neler kazandığını. Bir yarışma organizasyonu ile vergi rekortmeni olanlar bile uyandıramadı bizi. Yarışma olmazsa bir dizi buluruz dedik ve bulduk.

Amcasının karısına musallat olan adam amcasına yakalanmasın diye dua eder olduk. Polat'ın öldürdüğü her adamın ölmesine sevindik. Ali kaptandan ülkece nefret ettik. Osmanlı'nın harem dünyasını, Kanuni'nin aşk adamı olduğunu öğrendik. Eve gelen bir gelinin tüm aileyi tek tek yaprak gibi döktüğünü gördük. Evin damadının da isterse evdeki tüm kızlarla aşk yaşayacağını görüp hüzünlendik. Dolandırıcılar yakalanmasın, hırsızlar çalabilsin, katiller suçsuz olsun istedik. Hatta bir ara doktorların çok duygusal olduğunu, kendilerini hiç düşünmeden çalıştıklarını da düşünmeye başlamıştık. Hastane koridorlarında bekleşen hastaların aslında düzmece olduğunu düşünmeye başlamıştık ki, gazetelerin üçüncü sayfaları uyandırdı bizi...

İzledik durduk. Yalan olduk, hayal olduk, duman olduk. Yeni yayın dönemi geldi başlıyor. Şimdi ramazan... Hacivat Karagöz ile on beş gün daha idare edin. Gelecekler gene... Tüm bir yıl Hazirana kadar dolduralım beyinlerimizi, olalım bişeyler. Adam olmak olmasın derdimiz, gülelim eğlenelim hep birlikte. Biz bunlarla yaşarken birileri nasılsa bizim adımıza çalışır... Biz gene surviver olalım, dansçı olalım, hiç olalım ama mutlaka bişey olalım. Hatta arada bir de ermeni olalım, Yunan olalım. Bir faydası olur belki diye olalım da olalım... Gelecek için, huzur için olalım. Ama adam olmayalım... Memleket için...

12 yorum:

Kamil Cengiz dedi ki...

Biliyorum klasik blogçu yorumlarını sevmiyorsun ama insan yazdığının beğenilmesinden huzur duyuyor. İnan hiç mi hiç abartmıyorum ve bütün samimiyetimle söylüyorum "Mükemmel" bir yazı okudum, harika mesajları olan ve herkes tarafından keşke okunsa diyebileceğim bir yazı okudum.eline yüreğine sağlık. Derhal benim sitedeki Bir Damla'ya linkini vereceğim. Böyle yaz hep...

Volkan DENİZ dedi ki...

Sağol dostum. İçimden döküldü birden. Gene protest yazdım diye düşünmüştüm ama senin sözlerin kendime getirdi beni.
Söylenecek çok şey varda işte.. :)

BuRCu dedi ki...

Olmaz ama Volkan, olmaz. Memleketi kim düşünecek şimdi? Kim ne yapsın adam olanı? Kim neden uğraşsın şimdi çalışıp didinmekle?

Bir televizyon var kendisine bağlayan ve içi boş işlerle dolu. Paraların döküldüğü ve üzerinden kat be kat fazlasının kazanıldığı. Günün büyük çoğunluğunu onun karşısında geçiren kitleler bir de.

Şimdi kim bunları düşünüp de hareket etsin :) Yorma insanları! Faydalı olmaya gerek var mı sanki kendine, çevrene, ülkene? Olacak iş mi bu :D Gülüyorum artık ben, neye güldüğümü hatırlayınca içimin acıdığı bir halde.

Ne kadar sıksan da dişini, yorsan da ağzını "işte..." deyip susmayacak mıyız?
Sevgiler Volkan...

Volkan DENİZ dedi ki...

Olur Burcu olur. Yorulmayalım, hırpalanmayalım ama kafamızı biraz kaldırıp neler oluyor diye biraz bakalım görürüz zaten herşeyi. Derdim işite o yere bakan kafaları azda olsa kaldırmayı başarabilmek.
Hani bir karınca hikayesi var.
Sırtında bir damla su taşıyan karıncaya, bu kadar su neye yetecek diye soranlara, karınca hiç istifini bozmadan "ben üstüme düşeni yapayımda" diyor. Yani Burcu biz üstümüze düşeni yapalım, elbet bir yaraya merhem oluruz.
Sessizce kenarda bekleşmek bize uymaz. Asilik ve isyankarlık da değil söylemeye çalıştığım ama olan bitenleri azıcık anlamaya çalışmalı. Eğer yarınların aydınlık olmasını istiyorsan bugünleri iyi görmelisin.
Hepsi bu Burcu..
Teşekkürler, sevgiler...

BuRCu dedi ki...

Peki olan biteni anlayıp o haliyle devam edenlere ne diyorsun? Ülkemizde hatırı sayılır bir çoğunluk değil mi sence de öyle kişiler.

Görmeyi unuttuk mu, unutturdular mı? Bakmakla yetinmek işimize mi gelir oldu?

Önemli bir hazinemizi kaybediyoruz o kutu yüzünden. Zaman... Heba edilmiş, geri kazanılması mümkün olmayan, değerlendirilmeyen onca zaman... Ama bunu kim düşünecek şimdi? Herkes memnun halinden ya da öyle gözükmek işlerine geliyor. 'Zaman dolduruyoruz' diyerek geçinip gidiyorlar işte.

Volkan DENİZ dedi ki...

Onlara söylenecek çok lafım var. Eğer ülkelerini seviyorlasa, Cumhuriyet çocuğuysalar ve bu ülkenin gelişmesi, özgür olması onlar için bir şey ifade ediyorsa... Araştırıp öğrensinler ve büyük bir sabırla bilmeyenlere öğretsinler anlamayanlara anlatsınlar. körün gözü sağırın kulağı olsunlar. Ama önce doğruya kendileri ulaşsınlar, kulaktan dolma bilgilerle kabadayılık yapmadan. Akıl yoluyla ilerlesinler. Yani Burcu önce kullanacak bir akıl sahibi olduklarını anlasınlar sonra da etraflarındaki akılsızları ikna etsinler. Ama ikna edebilmek için önce ikna olmuş olmak gerekir. Kuru kalabalık yaparak olmaz hiç birşey.

Televizyon izlesinler ama ne izlediklerini bilerek, ağzı açık dalıp giden salaklar gibi izlemeden.. Sorgulasınlar her şeyi, en doğruya ulaşmak için. En önemlisi tarihlerini bilsinler. Çok uzağa gitmeden son yüz yıllarını bilseler de yeter..

Gördün mü Burcu? ne çok iş varmış dimi. Ama başlamak gerek bir yerinden...

BuRCu dedi ki...

Ne güzel söyledin Volkan arada bir yerinde "kullanacak bir akılları olduğunu anlasınlar" diye. Güzel yerlere değiniyorsun.

Umuyorum ki yetişmekte olan nesil bilinçli olması gerektiğini unutmaz; hatta onları yetiştirenler hatırlarlar bilinçsizliğin boyutlarını.

Çok iş var da, dediğim gibi kim şimdi çalı çırpı temizleyecek durduk yere?{:)} Bu mantıktaki kişileri görünce gençliğimden utanıyorum.

Güzel bir yazı ve güzel yorumlar. Başlayabilenlerin sayısı giderek artar umarım.

Volkan DENİZ dedi ki...

Sevgili Burcu;
Ben kimsenin inanmadığı gençliğe inanıyorum ve gençliğime güveniyorum. bugünün gençleri olarak bizlerin dünün gençlerinden çok daha iyi görebildiğimiz de görüyorum. Dünün gençlerinden çok daha kötü eğitiliyor olmasına rağmen bugünkü gençler çok da olumsuz değil. En azından farkında olma çabaları var. Bazen iyi gidiyormuş gibi görünenler önlerindeki uçurumu bilirler ama o uçuruma düşeceklerini düşünemezler sadece sessizce bir haykırış beklerler. "düşeceksiniz" diye... İşte o haykırış olmak lazım..
bi acaip laf ettim ama öyle işte :)
Sevgiler, teşekkürler Burcu...

BuRCu dedi ki...

Düşeceğiz dediğimde kafasını kaldıranlar kadar kaldırmayanlar da görüyorum. Belki de ondan bu gelgitli düşüncelerim. Çıkmadık candan ümit kesilmez diyerek alakalı alakasız bitireyim o zaman diyeceklerimi :)
Sevgiler, saygılar Volkan...

Volkan DENİZ dedi ki...

Kafasını kaldırmayanlarla zaten işimiz olmaz. Düşerler ve yok olur giderler... :)

kamikaze dedi ki...

Sonuna kadar katılıyorum.Eline sağlıkk:))

Volkan DENİZ dedi ki...

Kamikaze çok teşekkür ediyorum.. :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...