Sayfalar

23 Şubat 2011 Çarşamba

Hepimiz müdürüz...

Sabah çıkıyorum evden işime gitmek üzere, basamaklardan inerken temizlikçi kızı görüyorum, 20'li yaşlarda.. Ne ismini biliyorum nede ne için bu işi yaptığını. Yanından geçerken, gülümseyerek "günaydın kolay gelsin" diyorum.. Kız kafasını kaldırmadan hatta duvara bakarak cılız bir sesle "sağ ol" diyor.. Tekrar bakıyorum, anlam veremiyorum çünkü bu durumuna.. Bana kızgın mı ki diye düşünüyorum Ama neden kızsın, ne alakam var diyerek binadan çıkıp gidiyorum. İlerlerken yolda sokakları süpüren belediye işçisini görüyorum.. Ona da gülümseyerek "günaydın kolay gelsin" diyorum.. Demez olaydım.. Oda suratsız. Daha da kötüsü cevap bile vermiyor bakıyor sadece sert bir ifade ile. Düşünceli yürüyorum.. "Nasıl yaa!! nooldu bu insanlara" diyorum.. Ben her sabah günaydın dediğimde en azından cevap verirlerdi.. Şimdi yüzüme bakmıyorlar. O gün öyle geçiyor gün boyu anlatıyorum arkadaşlarıma.. Hiç kimse ciddiye almıyor gerçi ama ben anlatıyorum işte..
Ertesi gün yine aynı tepkileri verince dayanamadan soruyorum.. Bu seferki şaşkınlığım daha büyük.. Günaydın deyip selam verdiğim kızda caddeyi temizleyen adamcağızda işe yeni başlamış, eskileri gitmiş.. Ne kızıyorum kendime anlatamam.. Ben her sabah günaydın dediğim insanları tanımıyormuşum meğer.. Öylesine günaydın deyip geçmişim değiştiklerini bile anlamamışım.. O günde bu olayı anlatıyorum arkadaşlarıma ama gene ciddiye alan çok insan yok..

Ertesi gün ısrar ediyorum selam verip günaydın demeye, tepkiler hep aynı.. Sanırım onlarda beni tanımıyor hatta pek de umursamıyorlar.. Tuhaf bir durum..
Anlıyorum artık, insanlar işinden utanıyor, onlara selam vermekle küfür etmek arasında sanki bir fark yokmuş gibi. Bu nasıl bir anlayıştır.. Bir günaydın demek yada sana selam veren adamın yüzüne bakmak neden zor gelir.

Anlatayım efendim.. Oturdum düşündüm biraz kafa yordum bu işe..
Biz millet olarak bu tarz işleri ceza yada aşağılanacak bir iş olarak görüyoruz.. Komplekslerimizden arınamıyoruz bir türlü.. Çünkü hepimiz müdür, hepimiz patronuz. Okumuşu da okumamışı da girsin bir işe ama mutlaka koltuğu, bilgisayarı birde çok rahatsız etmeyen bir telefonu olsun sabah gelsin akşam gitsin. Hiç bir şey üretmesin fazlada yıpranmasın, öyle takılsın ama en az 3000 lira maaş alsın.. Olmadı mı böyle bir iş, o zaman otursun evde arada yolunu bulsun oda olmadı takılsın kahve köşelerinde üç beş arkadaş yol bulma muhabbetleri ile plan yapsın, her sabah iş kursun akşam vazgeçsin.. Olmadı günübirlik takılsın.. Ama yapacağı iş mutlaka kalbur üstü olsun.. Nasıl yani... İlkokul mezunu bir adam, işsiz.. Belediyede iş bulur, başlar ama bu sefer yaptığından utanır, kızar etrafından geçenlere, yada apartmanı temizleyen kız gibi yaptığı işten utanır sıkılır ve o binada oturan herkese şeytan gibi bakar.. Adaletsiz dünya diye içinden söylenir sürekli.. Oysaki o insanları anlamaya, önce insan olmaya çalışmaz hiç.. Gülümseyen yüzle işini layığı ile yapsa, mühim olan yapılan işin ne olduğu değil, iyi yapılması diye düşünse.. İnsanlara farklı dünyanın insanları gibi bakmaktansa, anlamaya çalışsa.. Bir ülkede her kesin yapması gereken işler olduğunu anlayıp kendi üstüne düşen işi sadece yapsa...

Hiç unutmuyorum yıllar önceydi.. Bir akrabamla karşılaşmıştım. Okuyordum o zamanlar. Ne iş yaptığını sordum doğal olarak.. Suratının şekli değişti sinirli bir ses tonu ile "ne olacak fırıncıda çalışıyorum işte" dedi. Anlamamıştım tepkisini "eee noolmuş niye sinirlendin ki " diyebildim salak bir ifade ile.. "siz ne anlarsınız" demişti bana.. Evet biz anlamıyoruz, iyide biz kimiz arkadaş neyi anlamalıyız.. Bunda anlaşılmayacak ne var ki.. Evet biz ne anlardık!! belki o zaman.. Ama yıllar geçti ben hala anlayamıyorum.. Yurt dışında hangi ülkeye giderseniz gidin insanlar bizim ülkemizde olduğu kadar işleri ile bir şey olmazlar. İş iştir.. Maksat bellidir .. Para kazanmak.. Aldığın eğitime görede yaparsın hepsi bu. Bunda utanılacak ne vardır.. Neden aşamıyoruz bunları..
60'lı yıllarda Almanya'ya bir sürü işçi gitmişti. Yıllar sonra izine falan geldiklerinde havalarından yanlarına yaklaşılmazdı.. Oysa bir çoğu oralarda belkide en ağır işlerde çalışıyorlardı. Kime hizmet ediyorlardı peki.. O zaman biz neden kendi vatandaşlarımıza hizmet ederken bu kadar acımasız olabiliyoruz da, başka ülkelerde bu işi yaparken sorun olmuyor. Sonrada nefretle bakıyoruz bir selam verene..

Ama olsun ben her sabah geçerken temizlikçi kızın yanından, usulca "günaydın" diyorum.. O da hala duvara bakıp "sağ ol" deyiveriyor.. Hala ismini bilmiyorum ve yüzünü hiç görmedim.. Ben mi suçluyum, omu, sistem mi yoksa toplum mu artık bunu da düşünmüyorum.. Bildiğim tek şey var oda ne olursa olsun işini layığı ile yapan bir gün o işin patronu olur.. Olamazsa da mutlu olur, duvara bakmaz...

14 yorum:

Kamil Cengiz dedi ki...

Yazını okuyunca benim bu ayın başında yazdığım eski yazımı hatırladım.

Volkan DENİZ dedi ki...

Neymiş o.. İlginç bazen farkında olmadan çakışıyoruz ..:)aklın yolu bir işte..

Volkan DENİZ dedi ki...

Kamil okudum yazını.. Benzer taraflar var sanki ama ben daha çok komplekslerden bahsediyorum..

Adsız dedi ki...

çok güzel bir yazı olmuş.yorum yapacaktım ama biraz düşüneyim sonra yaparım belki ama eline emeğine sağlık..d.topal..

Volkan DENİZ dedi ki...

demir topal.. nerelerdeydin? özletme kendini bu kadar değerli yorumlarını bekliyorum her zaman..

Tirvana dedi ki...

Çok ince ruhlusun :)

Volkan DENİZ dedi ki...

Tirvana/ Öylemiyim gerçekten..:)

Adsız dedi ki...

Herkes okuyup makam mevkii sahibi olamaz tabiiki...amaa..içimizdeki bu hissiyatı atmak,bazıları için çok zor olabilir.Bu asla eziklik hissettirmemeli içdünyamızda.Bende sizin karşılaştığınız bu durmlarda defaetle kaldım.Size bir tavsiyem var bu konuda;sadece selamvermek yetmiyor bu insanlara bazen bazılarının iç dünyasınada girmek gerekiyor.Deneyin başarılı olacaksınız.'Meraba nasılsınız? ve birkaç kısa soru ve onun dünyasına girdiniz bile.Ona kendiniz için bir değer olduğunu hissettirdiniz bile.Kısaca onun duymak istediği sözleri söylediniz ve kazandınız. Adem ÇELİK

Volkan DENİZ dedi ki...

Belki haklısınız ama birinin iç dünyasına girmek için o kişinin size yanaşması gerekmezmi.. Hem bir merhaba diyecek sadece kanka olmaya gerek yok sanırım.. Bir selamdır sadece gülümseyerek hayata bakmayı sağlayan bence.. Saygılar teşekkürler..

Adsız dedi ki...

Bazen bir merhaba ile olur ayrılıklar...
Adsız

Adsız dedi ki...

Kısaca onun duymak istediği sözleri söylediniz ve kazandınız.
Komik...

Volkan DENİZ dedi ki...

adsız arkadaşım komik olan nedir ve kimin duymak istediklerini söyledik, son olarak duymak istediği sözler nedir.. :) Yorum yapmışsınz ama bulmaca gibi :) teşekkürler yinede..

Vladimir dedi ki...

Yabancı insanlara hep kuşku ile yaklaşıyor nüfusun çoğunluğu. Güzel bir sözi bir selamlaşmanın kıymeti çoğu insan için yok. Yıllarca uüraşıp günaydın dendiğinde bir günaydın ile karşılık vermesini ya da gülümsemesini öğretemediğim insanlar var. Zorla dedirtmekle de öğretilmiyor. Güzelliklerin ufacık şeylerden geleceğini, bir günaydına gülerek günaydınla karşılık vermenin o kişinin gününü mutlu sonlandırmasında ne kadar büyük etkiye sahip olabileceğini çoğu insan bilmiyor.. Öğrenmek de istemiyor malesef.

Volkan DENİZ dedi ki...

Vladimir; Öncelikle hoş geldin..
Bahsettiğiniz üzücü gidişat beni zaten bunları yazmaya zorladı Gerçekten insanların birbirinin yüzüne düşman gibi bakmalarını hiç anlayamıyorum.. Öğrenmeye direnmek zaten bizim bir diğer kördüğüm sorunumuz.. Ama olsun mücadele etmek gerek her zaman. Öyle ya da böyle birileri anlayana kadar ..
Teşekkürler, saygılar..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...