Sayfalar

15 Ocak 2011 Cumartesi

Zirveden her şey bambaşka.. ama inişi olmasa...

Az kaldı çok az, son bir nefesle el atıyorum zirveye.. Tutunuyorum küçük bir çıkıntıdan, çekiyorum kendimi.. O ana kadar ne manzara, ne hava, nede yaptığım işin anlamsızlığını düşünmüyorum.. Zirvedeyim tam zirvede.. Ayağa kalkıp öylece bakıyorum etrafımdaki derin boşluğa.. Büyülenmş gibi, hipnozdayım.. İşte bu diyorum işte bu... Zirvede olmanın verdiği anlatılamayan duygu.. Esen rüzgarı tüm hücrelerimde hissedebiliyorum.. Açıyorum kollarımı, içime alıyorum rüzgarın serinliğini.. Aşağıdan çılgın alkış, ıslık sesleri duyuyorum.. Herkes ismimi haykırıyor.. Sonra sesler azalıyor ve grup bir başka tarafa yöneliyor.. ama ben zirve heyecanının yarattığı zevkteyim hala..

Buraya kadar herşey güzel.. Eee şimdi nasıl ineceğim aşağıya.. Tırmandığım zirve çok yüksek bir kayalık.. Tırmanırsın, tırmanamazsın derken işte zirvedeyim.. Herşey güzel de şimdi ne olacak.. Çıkmak kolay, zorlu ama kolay. Çünkü tutunacak, basacak çıkıntılar var. Ama inerken onlara basamam, bassamda tutunamam. Dengede kalmak çok zor.. Bıraktım bütün güzelliği, heyecanı,serinliği.. Aldı bir telaş.. Evet zirvedeyim. Ya bundan sonra burada yaşamalıyım, yada bir şekilde inmeliyim.. Birilerinden yardım isteme fikrini buraya tırmanmayı başaran biri olarak kendime yakıştıramıyorum.. Bu düşüncelerle sanırım iki saate yakın kaldım zirvede.. Çıkarken seyircim çokdu, beni meraklı gözlerle izleyip destekliyorlardı.. Ama onlar için şov bitti ve döndüler kendi dünyalarına. Şimdi inmeliyim buradan, zamanı geldi.. Usulca yanaştım dik yarın başına.. Sonra uzaklaştım, zirveden inmek duygusu hoşuma gitmedi. Biraz daha keyfini çıkarmak istedim.. Ama yok olmadı, artık keyif alamıyordum çünkü

Üç saat sonra ilk hamlemi yaptım.. Aşağı doğru uzandım, zirveden tutunarak sarktım.. Yavaş yavaş kayaya yapışmış vaziyette sürtünerek inmeye başladım.. Tek bir şeyi düşünmüyordum, düşmek... Sadece bir hamle sonrasını görebiliyordu beyin gözüm, diğer tüm düşüncelere kapalı idi.. Birden sıkı sıkı tutunduğum kaya parçasını avucumda buldum.. İki saniye baktım kopan parçaya, çaresiz böcek gibi.. Nasıl olduysa bastığım yerlerin sağlamlığından dengem bozulmadı.. Ama hep böyle şanslı olamadım.. Bu sefer ayağımın altında bir çatırtı hissettim ve aniden kaymaya başladım.. Hani hep olur filmlerde, kayadan fırlamış bir dal parçası.. Küfrettim neden hep filmlerde olur diye.. Hışımla tutunacak yer arıyorum.. Ellerim pençe gibi kayaya yapışmış ama kayıyorum.. Epeyce kaydım, bir çıkıntıya takılıp hızımı yavaşlattım ve can havli ile tutundum.. Aşağı bakıyorum kimsenin umurunda değilim.. Zirveye çıkmışım ya, nasılsa iner diyorlar.. Oysa ben can çekişiyorum buralarda.. Öyle böyle derken, yolu yarıladım.. Biraz soluklandım.. Oldu bu iş haydi, sık dişini diyerek kendimi motive edip inandırdım.. Bir iki defa daha kayarak inmeyi başardım.. Zemindeyim.. Birden ezilmiş hissettim kendimi nedense, indiğim zirveye bakınca...

İner inmez zirveye çıkarken beni alkışlayıp motive edenlerin yanına gittim.. "Bir saattir inmek için debeleniyorum. Kafanızı kaldırıp bi bakmadınız bu adam nasıl inecek diye" bağırdım.. Onlarda bana şaşkın şaşkın bakarak.. "Sen zirveye çıkarken, sanki hep orada kalacaksın sandık.. İnişinin nasıl olacağını hiç düşünmedik" dediler.. Manasızca baktım suratlarına.. Ne demek şimdi bu diye düşündüm.. Söyleyecek hiç bir şey bulamadım.. Sanırım çok tipik bir insan tepkisi ile karşılaşmıştım.. Önce seni takdir ederler, dağlara, zirvelere oturturlar.. Sonrada terk ederler.. Sen zirveye çıktığında sana takdirle bakan çoşkuya aldanırsın.. Sonra senden sıkılıp bir başka heyecana yönlendiklerini fark edemezsin.. Hep orada kalamıyacağını bilirsin ve çaresizce tekrar aşağılara inersin.. Çıkış esnasında aldığın keyifleri acıya çevirerek.. Asıl ilginç olan benim onların yardımına esas inerken ihtiyacım olduğunu anlayamamış olmaları...

Her çıkılan zirvede sonsuza kadar kalamıyacaksak... İniş planlamasını çıkarken yapmalıyız....
Zirveler, her insanın küçük bir an için bile olsa, ulaşması gereken sonsuz huzur yerleridir... Ama bu huzuru yaşamayı bilene...

5 yorum:

Kamil Cengiz dedi ki...

Seyredenler genelde meraktan seyrederler. Çıkmayı başarmanı seyrederken, düşme ihtimalini bildikleri için seyrederler. Asıl hedef düşüşü görmektir belki de. İnerken düşme ihtimalin olduğunu tahmin etselerdi inişini de seyrederlerdi muhtemelen. Yardım etmek mi?... Peh... Kaza olur seyrederler, kavga çıkar seyrederler, sel olur baskın olur, yangın olur seyrederler. Seyredenlerin içinde yardım ederim diyen birini bulmuşsan çok şanslısın demektir.

Volkan DENİZ dedi ki...

Evet çok haklısın yere tükürenler gibi bir de seyredenler var hayatın içinde.. Seyrederler sadece ve eleştirirler.. Katılımcı olmak onlar için enayilik yada işgüzarlıktır..

Adsız dedi ki...

Dogrular yürek ister, öyle çık, böyle in.., olurmu? Altta şakşakcılar,üstde pohpohcular... Keşke ben olaydım yardım.
Alnından öpüyorum.

Adsız dedi ki...

En azından Nuh tufan görürdü.

Volkan DENİZ dedi ki...

Teşekkür ederim..

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...