Buraya kadar herşey güzeldi sonra yanımıza gençten bir çocuk yanaştı elinde bilet koçanı vardı. Araçla gelirseniz 6 TL, yaya kişi başı 2 TL dedi. Olabilir dedik ama merakımı yenemediğimden sordum...sormaz olaydım.. ''Bu biletleri Orman bakanlığı adına mı kesiyorsunuz'' diye. Çocuk ''hayır burası özelleşti'' dedi. İşte o anda taş kesildim.
Nasıll!! diye bir çığlık atmışım. İnanamadım. ''Neden ama neden'' dedim. Biletçi çocuk anlamsız gözlerle bana baktı. ''Keseyim mi abi'' dedi, bilet koçanını göstererek.
Sonra oturduk bir gölün kenarında ve ben kendi kendime konuşuyor buldum kendimi.
Anlayamıyordum bir milli park neden satılır. Adında milli olan bir doğa harikası neden para getirilecek bir mal gibi değerlendirilir. Burayı alan işletmeci adam bu bölgeden para kazanma adına kafasına göre birtakım işler yaparsa onu kim durdurabilir. Her şeyi sattınız ama milli parkları nasıl satabildiniz nasıl...Artık gözüm ne güzellik görebiliyordu nede manzara. Takılmıştım ürkütücü gidişatımıza. Limanları sattınız, köprüleri sattınız, fabrikaları sattınız, kısacası tüm kitleri sattınız. Elimizde milli olarak tek milli parklarımız kaldı diye avunurken... onuda sattınız. Bir gün uyandığımda kendimi de satılmış bulmaktan mıdır bu üzüntüm yoksa çaresizlikten mi bilemiyorum
Ama beni asıl üzen orada neredeyse 80 kişi vardı ve hiçbirinin umurunda değildi. Ben insanlarla bu sıkıntımı paylaşmaya çalışırken onlar bana ''hadi ya satılmış mı ama güzel yer abi gelmek lazım arada bak huzur bulduk'' diyorlardı.. Belkide bu duyarsızlıktan ürktüm. Bilmem ki ne etmeli ne demeli, yurdum insanına elde avuçta hiçbirşeyin kalmadığını anlatabilmek için..